Quan Zhi Gao Shou Novel Bölüm 21

⟵ Önceki Bölüm ☰ İçeriğe Dön Sonraki Bölüm ⟶

Gün Çoktan Işıdı


Ye Xiu bu sefer zar atmaya sunduğunda, Seven Fields ve diğerleri kabul etti. Hepsi eski arkadaştı ve uyuşmazlık olmadan paylaştılar. Örümcek Zehri para için satılacaktı haliyle kimin alacağı mühim değildi. Satıldıktan sonra parayı paylaşabilirlerdi. Kestane Çizmeleri sıradan bir mavi ekipmandı, herkes umursamadan zar attı. Sunset Clouds en yüksek zarı atarak çizmenin sahibi oldu. Maun Tachi’ye gelince, bu silah ilerideki seçecekleri sınıflar göz önüne alındığında Sunset Clouds ve Sleeping Moon’un alması gereken bir ekipmandı. Sonunda Sleeping Moon’un almasına karar verildi.

İlk Örümcek Mağarası temizlemesi ve İlk Örümcek İmparatoru öldürmesi onlara çok büyük tecrübe puanı kazandırmıştı, Seven Fields ve diğerleri seviye atladığında Lord Grim zaten 12.seviye olmuştu. Zindanı temizlemeye devam ettiler, normal Boss’ları öldürmek onlar için oldukça kolay olmuştu.

Zindanı tamaladıktan sonra Sleeping Moon karmaşık hislere kapılmıştı. Normalde bu seferden sorna partiyi terkedecekti ancak az önce Maun Tachi’yi almıştı. Ekipmanı alıp partiyi terketmek hoş görünmezdi. Eğer terkedersem hoş görünmez ama terketmezsem Seven Fields’da terketmemi söylediğinden yüzsüzlük yapmış olurum.

Neyseki Seven Fields iyi biriydi ve insiyatifi alarak, onu yeniden çağırdı. Biraz önce zindanda söylediklerinin şaka olduğunu söyledi. Lord Grim’in liderliğinde tekrar zindana girildi.

Sleeping Moon gibi Blue River ve Blue Brook loncasının üyeleri de karmaşık duygularla bir depresyon içindeydi. Örümcek Mağarası’nın ilk temizlemesini alamamışlardı, Ayrıca üç gizli boss’un da ilk öldürmesi ellerinden gitmişti. Bu zindana dördüncü kez girişleriydi ama hala bir gizli BOSS ile karşılaşamamışlardı. Tam kendilerini biraz daha zorlayacaklarken, bir sistem duyurusu daha gelmişti. Üç gizli bosstan sonuncusu olan Örümcek Savaşçısı’nın da ilk öldürmesi gerçekleşmişti.

Örümcek Savaşçısı’nın ilk öldürmesini, üç büyük loncadan biri olan Herb Garden Loncası almıştı. önceki gizli Boss’u yine üç büyük loncadan olan Tyrannical Ambitions Loncası öldürmüştü. Belki üç büyük lonca ilk öldürmeleri paylaşabilirdi ancak Örümcek İmparatoru’nu öldürerek Lord Grim onların elinden bu fırsatı çalmıştı. Lord Grim an itibariyle işk öldürmelerin rekorunu 3 öldürme ile elinde bulunduruyordu. Daha önce ucu ucuna iki kez kaybetmiş olmaları Blue Brook Loncası’nın yüzünü düşürmüştü.

Gizli Boss’lar düşünüldüğünde onlarlar karşılaşamadığı için kötü şanslarını suçlayabilirlerdi. Ancak zindan temizlemeyi 10 saniyeyle kaçırmış olmak onları kan kusturtan bir hadiseydi.

Tüm ilk temizleme ve öldürmeler gitmişti. Blue River ve diğerleri umutsuzluğa düşmüştü.

“Nerden geliyor bu Lord Grim. Onun köyünden olanlar bir dikkat etsin.” Blue River öfkeyle düşünmeden söylemişti.

Sunucu içinde oldukça kötü bir izlenimi olan Ye Xiu aslında bayağı yüksek bir ruh haline sahipti. Zindanlara girip aceleyle girip çıkıyordu. Bazı insanlar bu durumdan memnunken bazıları ise endişeliydi.

Chen Guo uyandığında saat 11 olmuş neredeyse öğlen olmuştu. Normalde çok disiplinli bir kadında ve hiç uyuyakalmazdı. Ancak dün 10. sunucunun açılması ve yeni elemanı heyecanla izlemesi oldukça geç uyumasına sebep olmuştu.. Chen Guo saate baktığını ve 8 saattir uyuduğunu hesapladı. Yeteri kadar uyumuştu, yatağından kalktı.

Chen Guo’da İnternet Cafe’de yaşıyordu. ikinci kattaki küçük oda da Ye Xiu ile aynı yerde yatıyordu.

Yeni gelen Ye Xiu ile karşılaştırıldığında, Chen Guo çevreye aşinaydı. Mutlu İnternet Cafe’de büyümüş, yemek yiyip çalışmıştı. Öğrenci olarak geçirdiği süre boyunca, herkes gibi evine dönmek yerine Internet Cafe’de kalmıştı.

Mutlu İnternet Cafe eviydi. Chen Guo, küçüklüğünden beri bura hakkında derin duygulara sahipti. Ailesinin yönettiği gibi burayı dikkatle idare etti. Internet Cafe henüz küçükken, Chen Guo da çok küçüktü. Günümüzde evleri çok büyüdü, ancak ailesinden bir tek o kaldı.

Üniversite sınavına gireceği yıl Chen Guo’nun babası kalp rahatsızlığından vefat etmişti.

Chen Guo’nun annesi yoktu en azından anne diyebileceği biriyle hiç tanışmamıştı. Babasının cenazesinden sonra aile dostları İnternet Kafe’nin nasıl işletileceğini düşünürken, Chen Guo hiç düşünmeden üniversite sınavını bir kenara bırakıp İnternet Kafe’nin işletmeciliğine soyundu. Arkadaşları ve aile dostları şaşırmıştı. Bir anda küçük kız babasına benzemiş ve evlerini idareye soyunmuştu.

Göz açıp kapayıncaya kadar 9 yıl geçip gitmişti.

Şimdiki Chen Guo’nun lüks bir yerde yaşamaya yetecek kadar parası vardı ancak hiç böyle bir düşüncesi olmamıştı daha önce internet kafede yaşamak onu yeterince tatmin ediyordu. İnternet kafenin içi hep sakin ve sarsılmaz bir aura yayıyordu ona göre. Tek olduğu zamanlar bile burada asla yalnız hissetmemişti.

“Bu gün hava çok güzel!” pencerinin önünden dışarıyı izledi. Etrafa bembeyaz bir kar tabakası hakimdi. Güneş ışıkları karın üstünde parlıyordu.

” Baba da bu manzarayı izlemeli…” Chen Guo şaka yapmıştı. Komidinin üstünde bulunan babasının ve kendi fotoğrafını cam kenarına koydu.

Yüzünü yıkayıp giyindikten sonra salona geçti. Depo odasının kapısının açık olduğunu gördükten sorna içeriye sızdı ve bakındı. Ortada kimse yoktu…

“Bu adam nereye gitti?” Chen Guo mırıldandı.

Kapıyı açıp doğrudan internet kafeye girdi. Glory’nin 10.sunucusu açıldığı için kafe tam kapasite çalışıyordu. Gececi tayfanın gitmesini tkaiben sabahçı tayfası doluşmuştu. Her ekranda Glory oynanıyordu ve insanların mikrofonlu kulaklıkları takılıydı. Duruma göre ya kahkaha atıyor ya da öfke nöbeti geçiriyorlardı.

Chen Guo merdivenleri inip masanın ardında duran bayan resepsiyoniste Ye Xiu’nun nerde olduğunu sordu.

Kız, sigira içilebilir alanın derinliklerini gösterdi parmağıyla…

“Hala oynuyor mu??” Chen Guo büyük bir telaşla söylendi ve hızla kızın gösterdiği noktaya ilerledi.

Sigara içilebilir alan dumanaltıydı. Ye Xiu ise felaket alanın tam ortasında bu felakete en büyük katkıyı sağlıyordu. Chen Guo bir kaşını kaldırıp eliyle yüzüne gelen dumanı uzaklaştırmaya çalıştı. Ye Xiu’ya yaklaşıp kafasındaki kulaklığı kaldırdı ” Hala oyun mu oynuyorsun? Delirdin mi?”

Ye Xiu başını ılık hızıyla çevirip cevap verdi “Günaydın.” Anında tekrar ekrana döndü ve klavyeden tık tık sesleri gelmeye devam etti.

Chen Guo gözlerini ekrana çevirdiğinde: “Örümcek Zindanı!”dedi.

“Evet.”

“Kaçıncı seviye odlun?”

“17.”

Chen Guo ürküyordu. Ekranı dikkatlice inceledi ve Lord Grim’in deneyim çubuğunu gördü. Bar neredeyse doluydu. Bu zindandan sonra, 18 olurdu…

20 dakika sonra saat 12 olacaktı. 12 saatte seviye 18’e ulaşmak yeni bir rekor olmalıydı. Sistem duyuruları bu konu hakkında bilgilendirme yapmasa da pek çok oyuncu forumlarda bu tür şeyleri paylaşıp övünürdü.

Chen Guo tekrar baktığında takım üyelerini gördü.

Sleeping Moon? Chen Guo bu ismi bir yerlerden hatırlıyordu. Düşündüğünde direkt aklına geldi.

“Bu bebe dün sana iftira atmıyor muydu?” Chen Guo parmağıyla Sleeping Moon’un ismini parti listesinden gösteriyordu.

“Aynen!”

“Neden şimdi onla aynı partidesin?” Chen Guo anlam verememişti.

“İftiraları yüzünden başka kimse benle parit kurmak istemedi.” dedi Ye Xiu.

“Bu ne saçma bir sebep.” Chen Guo sinirlenmişti.

“Benim gibi yetişkin biri bu tarz iftiralarla neden çılgına dönsün ki?” Ye Xiu gülümsedi.


⟵ Önceki Bölüm ☰ İçeriğe Dön Sonraki Bölüm ⟶