Quan Zhi Gao Shou Novel Bölüm 50

Çevirmen: madShy, Editör: dunklesplatz, Ekip: EpikNovel

[maxbutton id=”4″ url=”http://homelessfansub.com/quan-zhi-gao-shou-novel-bolum-49″] [maxbutton id=”2″ url=”http://homelessfansub.com/quan-zhi-gao-shou-novel/”] [maxbutton id=”3″ url=”http://homelessfansub.com/quan-zhi-gao-shou-novel-bolum-51/”]

Tekrar!


Hey hey çok ileri gidiyorsun!” Chen Guo biraz öfkelenmişti. Her ne kadar Tang Rou’yu tedirgin edecek birini arasa da, Ye Xiu’nun onun hakkında tek bir iyi kelime etmeyeceğini düşünmemişti. Bu kadar ileri gitmesine gerek var mıydı?

 

madShy notu: Eee…Glory oynayacaksan ayık gezeceksin.

 

Ah, üzgünüm…” dedi Ye Xiu, “Bir an gaza geldim. Sadece ‘yüz yıl sonra’ kısmı aşırıya kaçmış olabilir. Aslında o kadar uzun süre gerekmeyebilir.

 

İlk yarısını duyduğunda Chen Guo bu çocuğun gerçekten hatasını kabul ettiğini düşünerek hayret etmişti. Fakat son kısmı duyduktan sonra daha çok öfkelenmişti ve neredeyse burnu yamulacaktı.

 

İyi şeyler söylemiyorsun.” Chen Guo bunu söylerken Tang Rou’ya baktı. Bu konuda çok ileri gitmişti! Kız kardeşini her zaman biraz kızdırmak istemişti, ancak şimdi yaptığından dolayı gerçekten aşırıya kaçmış olduğundan korkuyordu.

 

Hmm… Tekniği biraz çabuk. Bunu söyledim ya!” dedi Ye Xiu.

 

Daha başka ne?” dedi Chen Guo.

 

Daha başka…” Ye Xiu düşünürken zorlandı. Görüşünü başka yere çekti: “O çok sevimli.

 

Chen Guo kan tükürdü. Onu övüyordu, değil mi? Onu övüyordu, değil mi? Fakat asıl problem oyun hakkında tartıştıklarıydı. Söylediği şeyse “o çok sevimli” idi, fakat burada hala onun oynayışı hakkında tek bir iyi söz yoktu değil mi?

 

Tang Rou kızacak, o kızacak… Chen Guo başını eğdi ve baktı. Tang Rou dudaklarını ısırıyordu. Sağ eliyle hala sıkıca fareyi tutuyordu. Eğer orada Chen Guo olsaydı o vakit çoktan klavyeyi kaldırıp kafasına patlatmaya başlamıştı. Fakat sonuçta Tang Rou o değildi. O sadece soğukça söyledi: “Bunu dövüşmeyi bitirdikten sonra söylersin.

 

Gerek yok. Önceden yumuşak davrandım. Öyle olmasaydı o vakit Kartal Mührü’nden sonra, Düşen Işık Kılıcı, Gökyüzü Vuruşu, Yer Süpürüşü, Ejderha Dişi, Düşen Palmiye Çiçeği yapabilirdim ve o zaman ölürdün.” dedi Ye Xiu.

 

O zaman neden devam etmedin?” Tang Rou sordu.

 

Eğer bunu yapsaydım o zaman kazanacaktım ve senin 100 Yenini alacaktım. Fakat sen gerçekten nasıl oynanır bilmiyorsun bu yüzden bu fazla adaletsiz olurdu. Senin 100 Yenini alırsam çok utanırdım. Unut gitsin!” dedi Ye Xiu ve sonra Chen Guo’ya döndü: “Patron, bu 100 yen benim! Maaşımdan kesebilirsin. Zaten kabul etmiştin.

 

Sen sen sen…” Chen Guo çok kızgındı, neredeyse ölecekti. 100 yen’i alarak onu buruşturdu ve attı: “Al şunu.

 

Sağol.” Ye Xiu hemen onu yakaladı. Aslında beş parasız değildi. Fakat sigaralar yiyecek gibiydiler ve tüketilmek zorundaydılar. Uzun vadeli düşününce hazırlıklı olmak zorundaydı.

 

Kaybettiysem, kaybetmişimdir. Bunu görmezden gelemezsin. Bu 100 yen’i sen alıyorsun.” Tang Rou ayağa kalktı. Bahse girdiği 100 yen’i aldı ve eline verdi.

 

Unut gitsin. Bunu alırsam gerçekten mahcup olurum.” dedi Ye Xiu.

 

Al şunu!” Chen Guo dik dik Ye Xiu’ya baktı. Tang Rou’nun öfkesini biliyordu. Bu kız ateşli ve ciddiydi. Eğer Ye Xiu parayı kabul etmemekte ısrar ederse o vakit bunun sonu iyi bitmeyecekti. O şuan Ye Xiu denen elemanın kafasının tuğla duvara yapıştırılacak olmasından endişe ediyordu. Ne olursa olsun o parayı almazsa o vakit başka ne yapılabilirdi ki?

 

Fakat sonunda Ye Xiu’nun söylediğini duydu: “O zaman onu Patrona ver. Ona borcum var.

 

Piç! Topu bana atıyor! Chen Guo’nun tepesi atmıştı fakat Tang Rou farklı niyetteydi. Tang Rou Chen Guo’ya öfkelenmek istemiyordu bu yüzden parayı ona verdi: “O zaman borç temizlendi!

 

Hadi bir tur daha savaşalım.” Tang Rou lafını ortaya attı ve oturdu. Chen Guo sadece yanaklarından ağlamış gibi gözüküyordu. Bu Tang Rou idi. Chen Guo gibi olmadığından bağırıp karşısındakini boğazlamazdı. O gerçeklerin kelimelerden daha yüksek sesle konuştuğuna inanırdı ve sizi dilsiz bırakmak için sadece gücünü kullanırdı.

 

Sabit Alanın doğal uygulaması nedeniyle orada bir kazanan veya kaybeden yoktu. Oyuncular istediği zaman girip çıkmakta özgürdü. Tang Rou oturduktan sonra direkt olarak seçenekleri belirledi. Ye Xiu’nun konuşmasını beklemeden masaya diğer bir 100 Yen daha bıraktı: “Yine bir tur, bir yüzlük. Nasıl oynanır bilmesem de umarım bu konuyu ciddiye alırsın.

 

Ye Xiu Chen Guo’ya doğru döndü. Chen Guo ellerini açtı, ilgilenmediğini ve kendi problemlerini çözmesi gerektiğini anlatıyordu!

 

Tamam…” Ye Xiu üzerine daha fazla konuşmadı ve sessizce oturdu.

 

Yeni tur başladı. Chen Guo yine Tang Rou’nun arkasındaydı fakat bu sefer hiçbir şey söylemeden sessizce izledi. Ayrıca gereksiz hiçbir şey hakkında da konuşmadı.

 

Durumlar önceki turla aynıydı. Chasing Haze yine Lord Grim’in elbisesinin ucuna dokunamadan kaybetti. Tek fark Lord Grim’in bu sefer hiçbir merhamet göstermemesiydi. O direkt olarak Chasing Haze’in YP’sini köklemişti.

 

Tekrar!” Tang Rou başka bir şey söylemedi. Başka bir 100 yen daha çıkardı ve öne sürdü. Tekrar seçenekleri ayarladı.

 

Yine kaybetti.

 

Tekrar!

 

Tekrar hüsran.

 

Tekrar!

 

Başka bir bozgun daha.

 

Ye Xiu başka bir şey söylemedi. Chen Guo tekrar Ye Xiu’nun ifadesine baktı. Onun gördüğü sadece Lord Grim’in gerçekten en ufak bir merhamet göstermediğiydi. Konsantre olmuş ve ihtiyatlıydı, o hiçbir fırsat vermiyordu. Ahlaksız ve merhametsiz.

 

Birçok İnternet Kafe ziyaretçisi azar azar yarışmanın farkına vardı. Bir kısım devamlı müşteri, masalarından ayrılmış ve sahneyi izlemek için toplanmıştı.

 

Çoğu devamlı müşteri Tang Rou’yu tanırdı. Bu güzellik çoğunun rüyalarının kız arkadaşıydı. Sonuç olarak çoğu Tang Rou’nun Glory oynamadığını fakat PK yeteneğinin düşük olmadığını biliyordu. Şuan gördükleri ise sürekli olarak para üstüne para sürmesiydi, hepsi şaşkına dönmüştü.

 

Rakibi mi? O henüz iki gün önce gelmiş ve bir gece vardiyası yapmıştı, bu yüzden devamlı müşteriler onu hemen tanımadılar. Sadece savaşı gördükten sonra Tang Rou’nun arkasındaki adamlar hevesle açıkladı: “Lord Grim, bu onuncu sunucunun Lord Grim’i.

 

Gerçekten mi? Nerede, nerede?” bu kısa belirteç çoğu kişiyi çekti. Bunu duyan oldukça fazla miktarda müşteri oraya gelerek kalabalığa katılıyordu.

 

Tang Rou ve Ye Xiu bundan rahatsız olmamıştı. Özenle savaşlarına devam ettiler. Chen Guo bu insanların Lord Grim’e olan tepkilerini görünce hayretler içerisinde kalmıştı. İzleyen birisini yakaladı: “Lord Grim kim?

 

Onuncu sunucunun en popüler karakteri. Acemi köyünde 3 ilk temizleme. Buz Ormanı’nın şuan ki temizleme rekoru sahibi ve çoktan Blue Brook loncasına katıldı.

 

Hayır! Blue Brook loncasındakileri biliyorum. Lord Grim yeni rekor kırmalarına yarım ettikten sonra loncadan ayrıldı.

 

Kahretsin, Blue Brook loncasının değerini bile önemsemedi. Onun amacı ney?

 

Hey, sessiz olun. O burada.

 

Ne, hangisi?

 

Gerçeklerin net olarak farkında olmayan kalabalık Tang Rou’nun karşısında paraları koyduğu kişinin o olduğunu bilmiyordu.

 

Wow, tekrar kaybetti…

 

Bu kaçıncı tur?

 

Bilmiyorum. Geldiğimde çokta başlamıştı.

 

Masada 500 var değil mi?

 

Evet evet.

 

Wow başka bir banknot!

 

“Tang Abla, bastır bastır…”

 

Bunun gibi Tang Rou tek seferde 10 tur kaybetti. Bu 10 turda söylenmesi ayıp kaçabilir ancak Lord Grim’in elbisesine bir kez bile dokunulmamıştı. Ayrıca izleyicilerin gözünde kızın kazanmaya dair en ufak bir şansı yoktu. Önceki tezahüratlar çoktan sakinlemişti. Hatta orada birkaç kişi Lord Grim’in kızlar konusunda hiç hassasiyeti olmadığından dolayı hor görmeye başlamıştı.

 

Tekrar!” Tang Rou hareket etmeden kaldı. Tekrar bağırdı. Fakat çantasını çıkardıktan sonra sadece boş boş bakabildi.

 

Daha fazla savaşamazdı….çünkü beş parasız kalmıştı.


[maxbutton id=”4″ url=”http://homelessfansub.com/quan-zhi-gao-shou-novel-bolum-49″] [maxbutton id=”2″ url=”http://homelessfansub.com/quan-zhi-gao-shou-novel/”] [maxbutton id=”3″ url=”http://homelessfansub.com/quan-zhi-gao-shou-novel-bolum-51/”]