Quan Zhi Gao Shou Novel Bölüm 87

Çevirmen: I Eat Novels Ekip: EpikNovel

⟵ Önceki Bölüm ☰ İçeriğe Dön Sonraki Bölüm ⟶

Hiçbiriniz Uyumamışsınız gibi Hissediyorum


Chen Guo çabucak her şeyi toparladı ve sonrasında İnternet Kafede rüzgar gibi belirdi. Çalışanların hepsi “ Günaydın Patron.” diye selamlarken bakışları sigara içilmeyen alandaki Tang Rou’ya takıldı. İfadesi Chen Guo uyumaya gittiği zamanki ile aynıydı: en ufak yorgunluk belirtisi olmadan konsantre olmuştu. Sigara alanına gitti ve bakışları diğer bir kişiye kilitlendi. Ye Xiu orada sigarasını tüttürürken dumanı çekiyor ve bırakıyordu. Duman bulutunun içinde oyun oynarken kaba silüeti görülüyordu.

Sabahın erken saatinde! Bu İnternet Kafenin gün içinde en çok boş olduğu vakitti. Şu anda gececilerden çok daha az müşteri bulunuyordu. İkisinin oyun oynarken çıkardığı gevrek sesler İnternet Kafede yankılandı. Bir sen, bir ben, pa pa pa pa.

Chen Guo Ye Xiu’yu görmezden gelerek ilk önce Tang Rou’ya gitti, 。“Hala oynuyorsun. Ölmek mi istiyorsun. Chen Guo yaklaşırken konuştu.

Cevap yok. Tang Rou kulaklıklarını takmıştı. Sadece oyunun seslerini duyabiliyordu. Chen Guo yanına gittiğinde aynı dili konuşmadığını fark etti.

Chen Guo sadece bir adım öne atarak kulaklıklarını çıkarttı. Ancak o zaman Tang Rou cevap verdi.

“Fazla erken uyanmışsın!” Tang Rou Chen Guo’ya bakmak için başını yarım saniye kadar çevirdi ve sonra oyuna geri döndü, pa pa pa pa.

“Oynamaktan delireceksin.” Chen Guo çaresizdi. Tang Rou’yu Glory oynamaya çekmekle doğru olanı yapıp yapmadığı konusunda biraz şüphe duyuyordu.

“Ha ha.” Tang Rou güldü, fakat hiçbir şey söylemedi.

“Kaç seviye?” Chen Guo bakmak için gitti.

“Seviye 16. Hala Ye Xiu’nun Lord Grim’inden 5 seviye gerideyim.” Tang Rou bunu söyledi ve arkadaş listesini açtı. Lord Grim’in adını gördükten sonra şaşkınlıkla çığlık attı: “Woah, yine seviye atlamış. Şu anda 22 seviye.”

“Fazla rekabetçi! Bu zindanı bitir ve uyumaya git. Dinlendiğinde gelip oynayabilirsin.” Chen Guo Tang Rou’nun Soft Mist’inin başlangıç köyündeki İskelet Zinanında kışlaya yakın dövüştüğünü gördü. O da tek başına yapıyordu. Kim bunu bir Glory çaylağı olduğuna inanırdı ki?

“Ne uykusu? Neredeyse işe gitme vaktim geldi.” Tang Rou söyledi.

Chen Guo şaşırdı. Bu doğruydu. Bugün, Tang rou sabah vardiyasındaydı. Normalde çoktan resepsiyon masasında oturuyor olmalıydı.

“Bu zindanı bitirdiğimde gideceğim!” Tang Rou Chen Guo’ya gülümsedi. Arkadaşlıkları ne kadar iyi olursa olsun eninde sonunda yine de patron çalışan ilişkileri vardı. Tang Rou ayrıca İnternet Kafede bir çalışandı. Burada bedavaya yaşayıp yiyip içmiyordu, bedavaya sadece oyun oynuyordu.

“Önce biraz dinlen! Birinden seninle değişmesini isteyeceğim.” dedi Chen Guo.

“Gerek yok, gerek yok.” Tang Rou Cheng Guo ile konuşurken elleri hiç durmuyordu. Bu gece oyun rehberleri sayesinde Tang Rou Savaş Büyücüsünün düşük seviye yeteneklerini nasıl kullanacağını öğrenmişti. Tang Rou çok gelişmişti ve çoktan öncesine göre farklıydı. Oynarken tamamen tepki ve el hızına güvenmiyordu.

“Tamam!” Chen Guo izlerken Tang Rou’nun Soft Mist’i tek başına Örümcek Mağarasının son Bossunu halletti. Oyundan çıkış yaparak bilgisayarını kapattıktan sonra derhal resepsiyon masasına doğru ilerledi. Chen Guo sessizce onu takip etti ve sonrasında resepsiyon masasına geldi , Tang Rou çoktan tekrar oyuna bağlanmıştı.

“En azından bir şeyler yemeliyiz değil mi?” Chen Guo söyledi.

// Cık cık… Chen Guo bir oyuncunun olayını anlamıyorsun!

“Sen de mi yemedin? Sağ ol!” Tang Rou kendine iyilik yapılmış gibi güldü.

“Ne diyeceğimi bilmiyorum!” Chen Guo zorla gülümsedi. Kahvaltı almak için dışarı çıktı ve sonra dönerek Tang Rou’ya bir porsiyon verdi. Ye Xiu için bile bir porsiyon almıştı.

“Ah! Patron, çok naziksin.” Ye Xiu kahvaltıyı aldı ve söyledi, “Dün gece üzerine battaniye atman için yardım etmemiş miydim. Dün gece iyi uyudu mu?”

“İkiniz de delisiniz!” Chen Guo odalarda açıkça üç kişinin yaşadığını düşünüyordu. Fakat uyandığında orada olanın sadece kendisi olduğunun farkına varmıştı.

“Ah? Küçük Tang da mı uyumadı?” Ye Xiu söyledi ve kontrol etmek için arkadaş listesini açtı. Yeterince emindi, Soft Mist hala açıktı.

“Bilmiyor muydun?” Chen Guo boş boş baktı. Sakın bana tüm gece boyunca birbirlerine hiçbir şey demediklerini söyleme? Tang Rou bu elemanın seviyesini kovalıyordu fakat bu eleman hiçbir şekilde bunu bilmiyor.

“Fark etmedim. Mükemmel. Hala onunla konuşmam gereken şeyler var!” Ye Xiu kahvaltısını alarak Tang Rou’ya bakmak için koştu.

Bu sırada Tang Rou Savaş Büyücüsü rehberine bakarken kahvaltısını yiyordu. Ye Xiu’nun geldiğini görünce bir anda yemeğini ağzına tıktı. Ağzını silerek başını salladı ve merhaba dedi.

“Kaç seviyesin?” Ye Xiu sordu.”

“Seviye 16.”

“Ne çabuk! Çabuk ol ve Seviye 25’e çık. Yapacak eğlenceli bir şey var.” Ye Xiu söyledi.

“Ah? Nasıl bir şey?” Tang Rou sordu.

“Buz Ormanı temizleme rekorunu görmüş müydün?” Ye Xiu sordu.

“Gördüm. Görünen o ki rekorunuz kırılmış!” Tang Rou söyledi. Ye Xiu’yu aşmak istediğinden rekorları oldukça yakından takip ediyordu. Fakat sonunda bu gece birinin kıracağını düşünmemişti. Bunlardan birisi Ye Xiu’nun kendi grubuydu. Tang Rou Lord Grim’in ikinci sıradaki grupta görmüştü. Asıl rekordan çok daha iyi bir zamanı vardı.

“Sadece benim rekorum kırılmadı. Bu tüm Glory sunucularındaki en yüksek rekor.” Ye Xiu söyledi.

“Geri mi almak istiyorsun?” Tang Rou söyledi.

“Yep. Eğlenceli, dimi?” Ye Xiu sordu.

“Eğer geri alırsan ve sonra seninkini kırarsam, daha da eğlenceli olur.” Tang Rou söyledi.

“Ne zaman düşman olduk!” Ye Xiu ağlasa mı gülse mi bilemiyordu. Görünen o ki kız kardeşi gerçekten onu yenmek istiyordu.

“Ha ha..” Tang Rou güldü.

“Seviye 20’ye ulaştığında kendi başına zindan yapmayı dene önce! Görünen o ki bu rekorları fazla aşağı görüyorsun.” dedi Ye Xiu.

“Sadece eğleniyordum. Glory’nin tüm on sunucusundaki en yüksek rekoru inanılmaz olmalı.” dedi Tang Rou.

“Ah, o halde çabuk ol ve seviye atla!” Ye Xiu rahat bir nefes aldı. Bu kızın fazla kendini beğenmiş biri olabileceğinden endişe endişelenmişti.

“Tamam.” Tang Rou başıyla onayladı.

“Bu gece uyuyor musun?” Ye Xiu sordu.

“Ben…..”

“Hey! Siz ikiniz fazla abartıyorsunuz!!” Chen Guo bir anda onları ayırmak için atladı. Bunu duyduktan sonra görünüyordu ki bu ikisi uyumayacaklardı. Bu kadar çılgınca oynamalarına gerek var mıydı?

“Rahatla patron. İşimizi aksatmayacak.” dedi Ye Xiu.

“iyi değil. İnternet Kafenin bilgisayarlarının hepsi benim. Onlarla oynamanıza izin vermeyeceğim.” Chen Guo mantıksızca söyledi.

Ye Xiu iç geçirdi. Resepsiyon masasına vurdu: “Küçük Tang, benim için bir üyelik kartı aç.”

Tang Rou şaşırdı, fakat sonrasında bir anda kendi kendine mırıldanarak sesini yükseltti: “O halde ben de bir tane açacağım”

Chen Guo yıkıldı. Gerçekten öfkeden kuduracaktı! Daha sinir bozucu tarafı Tang Rou’nun da körü körüne bu oğlanın dediğini takip etmesiydi. Harap olmuştu, harap olmuş! Sadece bir gün Glory oynamıştı ve çoktan harap olmuştu.

“O halde siz çocukları umursamıyorum.” Chen Guo öfkeden deliye döndü.

“Öhöm, çabuk ol ve seviye atla.” Ye Xiu üyelik kartından bahsetmedi ve Tang Rou ile ilgilendi. Sigara alnına giderek mücadeleye devam etti.

Tang Rou’nun sabah vardiyası sabah 7’den öğlen 3’e kadar devam etti. Sabah işler nispeten yavaştı bu yüzden çok meşgul değildi ve hala oynayabilirdi. Öğleden sonra ziyaretçiler yavaşça akmaya başladı. Resepsiyon masası onun için biraz yoğundu. Sadece oyunu kapayıp açması gerekiyordu fakat yine de azimle devam etti.

Diğer yandan öğlen olduğunda Ye Xiu durdu. Tang Rou’yu kontrol etmek için koştu ve böylesine yoğun koşullar altında hala oynadığını gördü. Gerçekten kolay değildi.

“Gerçekten uyumayacak mısın?” Ye Xiu sordu.

“Sabah vardiyasındayım. 3’e kadar kalkmam.” Tang Rou söyledi.

“Tamam.” Ye Xiu cevapladı, “Yine de uykuna dikkat etmelisin. Fiziksel gücün de oyundaki verimini muazzam ölçüde etkiliyor.”


⟵ Önceki Bölüm ☰ İçeriğe Dön Sonraki Bölüm ⟶