Quan Zhi Gao Shou Novel Bölüm 9

⟵ Önceki Bölüm ☰ İçeriğe Dön Sonraki Bölüm ⟶

Ye Xiu’nun İki Eli


Chen Guo tüm geceyi ayakta geçirme gibi bir alışkanlığı yoktu. Sadece bugün yeni sunucudaki canlılığı görmek için görmek için kalmıştı internet kafede . Gördükten sonra da uykusuna yenik düşmeye başlamış, oturduğu sandalyede kah uyanık kah uyur bir vaziyete girmişti.

Bu tarz bir uyku oldukça zayıftı. Chen Guo kalkıp yatağına gidemeyecek kadar tembeldi. Bu yarı uykulu haliyle kulakları sadece çılgınca basılan klavye ve fare tuşlarını duyuyordu. İnternet kafenin patronu olduğundan bu sesler onun için oldukça tanıdıktı. Fakat bu sefer duyduğu sesler öncekilerden farklıydı. Bu kez bir an hızlı, bir an yavaş, bir an nazikçe, bir an sertçeydi. Bu ritmi duyan Chen Guo bunun bir klavye ve fareden değil de sanki bir davuldan geldiğini düşünüyordu. Acaba rüya mı görüyordu.

Chen Guo aniden uyandı ve dikkatle tekrar dinledi. Görünüşe göre rüya görmüyordu. Bu sesler onun yanından, yeni işe alınan ağ yöneticisi Ye Xiu’dan geliyordu.

Chen Guo, izlemek için doğrulduğunda üstünde örtülmüş vaziyette bulunan ceket kaydı. Hemen ceketi yakaladı ve Ye Xiu’nun ceketi olduğunu hatırladı. ”Görünüşe göre bu adam özenli birisi.” dedi Chen Guo kendi kendine. Yalnız bu ceket ne zamandır yıkanmadı? Biraz kokuyor sanki.

Chen Guo ceketi aldı ve oturdu. Tam, Ye Xiu ile konuşmak üzereyken, birdenbire afalladı oturduğu yerde.

Bir çift el insanı hüzünlendirircesine hareket ediyordu — Ye Xiu’nun elleri…

Bu iki el son derece zayıf görünüyordu. Parmakları uzun-ince ve eklemleri sıradan erkeklerinki gibi kaba değildi… Parmak uçları ince ve tırnakları temiz ve derli topluydu. Bu onun özensiz dış görünümü ile tamamen tutarsızdı.

Chen Guo, aslında özenli bir kişi olmamıştı. Ancak son derece güzel elleri olan bir bayan İnternet Cafe’ye geldiğinde ondan etkilenmeye başlamış ve özen göstermeye başlamıştı. Bu sefer de Ye Xiu’nun iki elinden şaşkına döndü.

Bu eller çok güzeldi. Tıklama sesleri de adeta bir müzik gibiydi. Fakat hareketleri … … Ye Xiu’nun sol elleri klavyeden sıçradığında Cheng Guo’nun yalnızca bir düşüncesi vardı: elleri çok yavaş hareket etti.

El çabukluğu, belirli bir süre içinde yapılan ve genellikle dakikada sayılan işlemlerin miktarı olan APM ile ifade edilirdi. Glory bir strateji oyunu değildi. Oyuncular sadece tek bir karakteri kontrol eder ancak beceri kullanımı karmaşıktı. Sonuç olarak yapılması gereken ince eylemlerin sayısı yüksekti. Bu nedenle yüksek el hızı şarttı.

Hızlı el hızına sahip bir oyuncu çabuk ve dikkatlice yapılmış hareketler yapabilirdi. Her bir tuş vuruşunun gücü ve süresi oyundaki karakterin hareketlerini etkilemekteydi. Bu değişiklikler aşırı karmaşık savaşlara vesile oluyordu. Yalnız bu tarz iyi veya kötü değişikliklerin bir farkı oluyordu. Örneğin; bazı insanlar sadece iyi görünmek için APM’sini yükselttiler ve hiçbir zaman harekete etmeyi bırakmadılar. Fakat her eylemi takip etmek ve yüksek APM’ye sahip olmak, sadece profesyonel seviyedeki oyuncuların yapabileceği bir şeydi.

200 APM. Glory’de bu insanların yeteneklerine göre ayrıldığı bir sınırdı. Genelde 200APM’yi geçen sıradan oyuncular klavye tuşlarına rastgele basmaktan öteye geçemiyordu. Profesyonel oyuncular için bile, 200 APM’yi aşmak belli bir savaş deneyimine ihtiyaç duyuyordu. Rakibin seviyesi çok düşük olamazdı bu yüzden savaşmak için 200 APM’nin üzerine çıkmaları gerekiyordu.

Sıradan oyuncuların; %70’i 80 ile 120 APM arasındaydı. 25% i 80 APM’ye bile ulaşamazdı. Ve kalan %5’i 120 APM’den fazla APM’ye sahipti. Uzmanlar arasında ( % 5 ‘lik dilim oluyor ) dahi, 200 APM’ye ulaşabilecek hiçbir oyuncunun olmadığı söylenir; bu profesyonel seviyede beceriydi.

Chen Guo’nun APM’si 120 civarındaydı ancak belirli koşullar altında el hızını arttırabiliyordu. Bu nedenle Chen Guo, sıradan oyuncular arasında % 5 olan bir uzman olduğuna inanıyordu.

Fakat Ye Xiu için, Chen Guo APM’sinin 80 bile olmadığını düşünüyordu. Bunu fark ettiğinde, Chen Guo aniden bu zengin ritmik sesin de kaybolduğunu fark etti…

“Tekrar mı rüya görüyorum?… …” Chen Guo başını salladı. Az önce duyduğu sesleri tekrar duymak istiyordu fakat ne kadar uğraşsa da bu isteği gerçekleşmedi. Fark ettiği eller şimdi felçliymiş gibi davranıyordu, aynı zamanda insanları güzelliğiyle kıskandıran ellerdi.

Chen Guo bu iki ele o kadar odaklanmıştı ki ekrana bakmayı unutmuştu bile. Fakat şimdi Ye Xiu’nun elleri durmuştu. Eller durduğunda Chen Guo ekrana bakmayı akıl edebildi. Aniden gözleri fal taşı gibi açıldı: “Gece Yarısı Hayaleti Kedisi?”

Bunu söylediği sırada boss zaten yenilmiş yere sayısız eşya düşmüştü.

Bu sırada Chen Guo göze çarpan sistem duyurusunu ekranda gördü: Onuncu Sunucu, Gece Yarısı Hayaleti Kedisi Gizli Boss’u İlk Öldürme: Lord Grim.

“Hadi Lan!!” Chen Guo , Ye Xiu’nun sırtına vurdu: “Gerçekten yeteneklisin!” Ellerinin yavaş olup olmamasının bir önemi yoktu. Bir yaratığın ilk öldürmesini almak… Bu Chen Guo’nun daha önce yapamadığı bir şeydi.

Ye Xiu düşen eşyalara bakmak üzereyken, bu vuruş aslında sırtına beklenmedik bir şekilde gelmişti. Neredeyse ağzındaki sigarayı yutuyordu.. Sonunda, yalnızca bir gümüş-beyaz duman sarmalı klavyeye serbestçe düştü. Ye Xiu’nun nasıl çalıştığını kontrol etmesi gereken Chen Guo, bu sahneyi gördü. Gizli bossu ilk kez öldüren kişi olması artık tamamen unutulmuştu. Ye Xiu’nun kulaklıklarından çekti ve kulağının yanına hırladı: “Kim burada sigara içmene izin verdi?”

“Ne?” Ye Xiu’nun ağzındaki sigara henüz sönmemişti. Chen Guo’nun ne demek istediğini gerçekten anlamamıştı.

“SİGARA İÇİLMEZ, yazısını görmedin mi!?” Chen Guo duvardaki yazıyı işaret ediyordu.

Ye Xiu başını ağır ağır çevirdi ve duvardaki iki kelimeye baktı: “Dalga mı geçiyorsun? Sigara içilmeyen İnternet Kafe mi olurmuş? ”

“Burası sigara içilemeyen bölge, sigara içilebilen kısım öbür tarafta .” Chen Guo diğer tarafı gösterdi.

“O zaman haydi gidelim.” dedi Ye Xiu.

“Olmaz, sigara dumanı başımı ağırıtıyor.” dedi Chen Guo

“Ee ne yapacağız o zaman?” Ye Xiu, inanılmaz derecede zor bir sorunla karşılaşmış gibi görünüyordu.

“Bir tane sigara içmesen ölür müsün?” dedi Chen Guo öfkeyle.

“İçmezsem başım ağrır.” Ye Xiu dedi.

“Sen sen sen… …” Chen Guo, Ye Xiu’yu anlamaya başlamıştı. O küçük depolama odasında kalmayı rahatlıkla kabul etmesine rağmen, kolay anlaşma yapılacak insanlardan değildi .

“Ben sigara içilen alana tek başıma gideyim madem. Patron, sen de biraz dinlenmelisin.” dedi Ye Xiu.

“Dur bi’ dakika, Gizli Boss’u nasıl öldürdüğünü söylemedin!” dedi Chen Guo.

“Büyütülecek bir şey değildi. Parti üyelerimin hepsi öldüğünde BOSS’un canı çok az kalmıştı.” Ye Xiu, sıradan bir şeymiş gibi söylemişti.

“Ha, demek öyle?.” Chen Guo’nun sesi halen hayranlığını gösteriyordu. Bu kadar düşük seviyeli bir Gizli Boss’un ilk öldürmesinin ödülü çok özel bir şey değildi. Ekstra tecrübe puanı ve para vermişti, üst kalite silah veya zırh düşmemişti. Fakat bu ilk öldürme kaydı sonsuza kadar 10. sunucuda kalacak ve gözükecekti. Çoğu oyuncu bu hissi seviyordu. Çoğu sıradan oyun için bu sadece ilk başlarda, düşük seviyelerde mümkündü. Zindanlar zorlaşıp seviyeler arttıkça sıradan bir BOSS’u kesmek bile gizli BOSS kadar zorlayıcı olabiliyordu ve büyük yetenek istiyordu. Cennetsel Alan’a gitmeye hak kazandıklarında, yüksek seviye ve yeteneğe sahip oyuncular bile sıradan bossları keserken büyük zorluklar çekiyordu.


⟵ Önceki Bölüm ☰ İçeriğe Dön Sonraki Bölüm ⟶